TÜRKÇE DEUTSCH
PROJEKTEHALLAC MEDIENVON UNSPRESSEANKÜNDIGUNGENIMPRESSUMKONTAKT

Armağan Uludağ: Benden geriye müzik kalsın istiyorum!

Armağan Uludağ, İstanbul doğumlu. Eğitimini aldığı, hayatını kazandığı mesleği laborantlık. Fakat önemsediği bir uğraşı daha vardı: Müzik! Ağırlıkla müzik çalışmalarından söz edeceğiz burada. Ekim 2017’de, Türkiye’de ve Kalan Müzik tarafından çıkarılan “Nar-ı Sevda” adlı albümünü, “ilk albümüm” diye tanımlıyor. 1994’ten beridir Innsbruck’ta yaşayan Uludağ’la, Viyana’da bir görüşme yaptık.

HÜSEYİN A. ŞİMŞEK

Viyana
Armağan Uludağ, İstanbul doğumlu. Meslekî eğitimini sağlık alanında yapıp, doğduğu kentte laborant olarak çalışmaya başladı. Üç yıl kadar sonra, 1993’te siyasi sebeplerden dolayı gözaltına alınınca, İstanbul’da süren hayatının rengi değişmeye başladı. Serbest bırakılmıştı ama, bu gözaltına alınma, işinden atılmasına malolmuştu. Çapa Tıp Fakültesi’nde yine laborant olarak çalışma olanağı bulmuştuysa da doğduğu kentten kanatlanacağı günler gelip çatmıştı. İstanbul’u terk edip Avusturya’nın Innsbruck kentine öğrenci olarak geldiğinde 25 yaşındaydı, yıl 1994. Yeni ülke ve kentteki ilk işi, diplomasını denkleştirmek oldu. Ardından pedagoji okudu. Innsbruck’a ayak bastıktan üç yıl kadar sonra, patoloji alanında çalışmaya başladı ve halen bu işine devam ediyor.
 
Aldığı eğitim ve çalışageldiği alan göz önüne alındığında, hiç tereddütsüz söylenebilecek olan şey, onun bir “sağlık emekçisi” olduğudur. Fakat daha gerilerden de gelse önemsediği bir uğraşı daha vardı: Müzik! Ki burada, ağırlıkla onun müzik çalışmalarından söz edeceğiz. Armağan Uludağ, daha İstanbul’dayken gitar çalmayı öğrenmiş, koro çalışmalarında yer almıştı. Bu geriden gelen uğraş, Avusturya’ya yerleştikten sonra biraz daha öne çıkmaya başlayacaktı. Grup Mayıs’ı kuran dört kişiden biriydi. Grubun çalışmaları üç yıl kadar sürdü. Evlendi, iki çocuğu oldu. Müzik çalışmaları kesintiye uğradı. Çocukların belli bir yaşa gelmesi, müzik çalışmalarının yeniden canlanmasına olanak sağlayınca, Innsbruck’taki bir derneğin çatısı altında organize edilen tiyatro oyunlarının müzik işini üstlenerek dönüş yaptı. Aynı dernekte bir çocuk korusu oluşturdu ve dört yıl kadar sürdürdü bu eğitmenlik konumunu.

Müzik yolculuğunda grup çalışmalarına yenileri eklendi; Grup İklim ve Grup Yefira’da çalıp söyleyenler arasında yer aldı. 2010 yılında eşi Hıdır Uludağ’la birlikte, “Sevgi Soluğu” adlı bir albüm de yaptı. Albümde yer alan sekiz parçadan sadece bir tanesi (Gelevera Deresi) anonimdi, diğer yedi parçanın söz ve müzikleri Hıdır Uludağ’a aitti. Kendisine ait bir adet beste vardıysa da Armağan Uludağ, bu ilk ve amatör albüm çalışmasında solist olarak yer aldı ağırlıkla. Ekim 2017’de, Türkiye’de ve Kalan Müzik tarafından çıkarılan “Nar-ı Sevda” adlı albümünü, kelimenin gerçek anlamında “ilk albümüm” diye tanımlıyor bu yüzden. Armağan Uludağ’la, 17 Aralık günü Viyana’da bir görüşme yaptık ve “Nar-ı Sevda” adlı albümüyle ilgili sorularımızı yanıtladı.

“Nar-ı Sevda”yı, profesyonel anlamda “ilk albümüm” şeklinde tanımlıyorsun. Böyle bir albümü çıkarma fikrinin mayalanmasını sağlayan gelişmeler nelerdi?

Armağan Uludağ:
Hayat, hepimizin önüne yalnızca bir kez okunması için konulan bir masaldır. İki önemli etken oldu bu albüm çalışmasını tetikleyen. Bir yarışma vardı, “İlkay’la Söyle” başlıklı. Gençliğimden beri İlkay’ı çok beğenir, severek dinlerim. Ben de bir şarkı kaydettim ve gönderdim o yarışmaya. Benim için önemli bir deneyim olacağına inanıyordum. Andığım yarışmaya katılmadım, ama kendime bir albüm yapma fikrimi netleştirdi. Öte yandan, aynı süreçte sevdiğim insanların tek tek aramızdan ayrılmasının verdiği bir duygu yoğunluğu da yaşıyordum. Vedat Türkali, Naşide Göktürk, Tarık Akan gibi değerler ayrıldı aramızdan. Daha yoğun, daha yakıcı düşünmeye başladım: Hayat akıp gidiyor, benden geriye ne kalacak? O günlerde, ilk kez bir dörtlük yazdım. Sonrası gelmeye başladı, iki-üç adet şarkı sözü yazdım. Kendimi bulabilme çabasıydı bu aynı zamanda. Büyümekten korkan içimdeki çocuğun hayallerini kaleme alıp, bestelemeye başladım. Uzun yıllardır amatör bir müzisyen ve bir anne olarak yaşamaktaydım. İçimde, dinlemeyi seven insanlarla paylaşabileceğim pek çok söz ve tını birikmişti.

Peki hazırlıkları tamamladığını düşündüğünde, attığın ilk pratik adımlar neler oldu?

Armağan Uludağ:
İzmir’de, albümlere altyapı çalışmaları yapan müzik yönetmeni Ahmet Gülümser arkadaşımız var. Daha önce bu arkadaşla iki tekli parça yapmıştık. Albüm için düşündüğüm yeni parçaların sözlerini, Gülümser’e gönderdim. Bana ait dört şarkı ve iki parça da eşim Hıdır Uludağ’dan. Ahmet Gülümser, kendi albümümü yapmamı önerdi bana. Elimizde altı parça vardı, dört parça daha bulmalıydık. Bu arada, müzik yönetmenim Gülümser’in canalıcı bir sorusu vardı: “Piyasaya dönük bir şey mi, yoksa kalıcı ve kaliteyi esas alan bir albüm mü istiyorsun?” Ben, “kalıcı bir çalışma olsun”, cevabını verdim. Ki aklımda, hayalimde bu albümü Kalan Müzik’ten çıkarma vardı. Kasım 2016’dan itibaren, eksik olan parçaları toplamaya başladık ve albümde yer alacak şarkıları 10’na tamamladık.

Gerek yeni yazılan, gerek toplanan parçalar bağlamında sormak gerekirse, nasıl bir albüm çıkmıştı oldu ortaya?

Armağan Uludağ:
Söz ve müziği bana ait üç, müziği bana ait iki, toplam on eserin yer alacağı albümde; kadın olmayı, sevgiyi, sevdayı, coşkuyu, ayrılığı, yani kısaca insana ait tüm duyguları, düşünceleri vermiş olacaktık. Ortaya çıkan albümdeki parçaları, yüreklerinizin en güzel yerinde hissedebileceğinizi umuyorum.

Albümün profesyonel süreci ne zaman ve nasıl başladı?

Armağan Uludağ:
Şubat 2017 içinde, İzmir’e gittim ve Serkan Yeşilyurt’un aranjörlüğünde, Ahmet Gülümser’in yönetmenliğinde stüdyo kayıtlarına girdik. Kayıt işlerini, bir hafta içinde adeta gece-gündüz çalışarak tamamladık. Albümün kayıtları bitti. Demoyu alıp İstanbul’a gittik. Albümü çoğaltacak ve dağıtacak şirket çalışmaları başladı. Aklımda, Kalan Müzik var elbette. Ama bu arada, ülkedeki politik ortam da hiç uygun değil. Kalan Müzik albümü kabul etti, fakat “uygun zamanı bekleyelim”, dedi. Dolayısıyla, Şubat’ta kayıt işleri tamamlanan albüm, 26 Ekim 2017 günü piyasaya sürülebildi.

Albüm çıktıktan sonra yapılabilen ve planlanan çalışmalardan, etkinliklerden de söz edelim mi?

Armağan Uludağ:
Innsbruck’ta, 4 Kasım 2017 günü bir tanıtım konseri organize edildi. 26 Kasım’da, Almanya’nın Wuppertal kentinde, şair Nevin Koçoğlu ve Haydar Doğan’la birlikte bir şiir ve müzik dinletisi gerçekleştirdik. Her iki etkinliktede, “Nar-ı Sevda” albümünden şarkılar çalıp söyledim. Tanıtım konserlerine Avusturya’da devam edeceğim. 2018 yılı başında, Red Düşün ve Sanat Kollektifi’ne bağlı Güney Kollektifi’yle (Zürih, Stuttgard ve Innsbruck) ortak bir sanat akşamı düzenleyeceğiz Zürih’te.

Son soru: Klip çalışmaları ne durumda? Ayrıca eklemek istediğin bir şey var mı?

Armağan Uludağ:
Bugüne kadar, bir tane klip çalışmamız oldu. Albümdeki “Gitme” adlı parçamıza güzel bir klip yaptık. Bütün dijital ortamlarda izlemek ve dinlemek mümkün. Eklemek istediğim şeylere gelince; bu albüm çalışmamızın her aşamasında emeği geçen tüm dostlarıma ve Kalan Müzik ailesine teşekkürü borç bilirim.

................................................................
17 Aralık 2017, Viyana


<-geriye: